| Dil |
Zazaca’da “ê” ünlüsünün kullanımı ve yazım hatalarıAsmêno BêwayirZaza dilinde ê (şapkalı e) ünlüsü hem tarihi, hem işlevsel açıdan, hem de sesbilimsel (fonetik) olarak önemli bir yere sahiptir. Tarihî yöndeki olan ehemmiyeti, örneğin Farsça’ya göre, Zazaca’nın, Kürtçe, Tacikçe, Beluçi vs. bazı İrani dillerde de olduğu gibi eski sesi olan “ê”yi günümüze kadar önemli kelimlerde koruduğudur. Modern Farsça’da bu ses uzun ī (ﻯ, ﻴ)’ye dönüşmüştür. Örneğin: Zazaca Farsça Türkçesi zên zīn ﺯﻳﻦ eyer şêr şīr ﺷﻴﺮ aslan engmên engebīn ﺍَﻧﮕﺒﻴﻦ bal derwêş dervīş ﺩﺭﻭﻳﺶ derviş Aşağıdaki örneklerde de belirecek olan, sözcüklerdeki ê ünlüsünün çoğu kelimelerde Zazaca’nın hemen tüm ağızlarında sabit şeklini koruması, değişime uğramamasıdır. Ê ünlüsünün alfabedeki işlevi: 1. Uluslararası sesbilim alfabesinde (IPA) [e] diye yazılan, Zazaca
alfabesindeki Ê/ê (ince e) sesini karşılar. 2. İsim tamlamasında eril tekil ve çoğul iyelik eki olarak işler: 3. Sıfat tamlamasında isimde çoğul eki ve de eril tekil ismin bükünlü
haldeki eki olarak işler: 4. Aidiyet zamiri ê (yê): 5. Kuzey-Zazacası ve Çermik-Siverek-Gerger Zazacasında belirsiz sayı eki “1”
olarak işler:
Makalede dile getirilmek istenen asıl konu, ê ünlüsünün Zazaca’da sesbilimsel olarak özel bir yere sahip olduğudur. Bu nedenden ötürü özellikle ele alınması gerekirken, bu harfin kullanımında yazarların birçoğu hala hatalı yazdığı görülmektedir. Hatalı yazımın düzeltilmesi için bu yazı bir kılavuz metni olarak tavsiye olarak sunulur. Zazaca’nın yazım (imla) ve sözcüklerin doğru şekliyle yazılması konusunda yapılan hataların nedenleri; bu dilin, özellikle Cumhuriyet yıllarından sonra bilinen yasaklardan ötürü henüz yeterince analiz edilebilip saptanma olanağına sahip olmadığından, günümüze kadar da dilbilimsel araştırmaların yeterince derinleştirilme ve kamuoyuna yayabilme olanağına ve kurumlarına sahip olmadığından, bir de Zazaca yazının henüz başlangıç aşamasında olmasından kaynaklıdır. İlkönce, şimdiye kadarki Zazaca yazında ê harfinin en çok nerde, hangi sözcüklerde yanlış kullanıldığı ve hangi nedenden ötürü yanlış olduğu kanaatine varılması gerek. Bunu yaparken, Zaza Dilinin sadece belirli bir şivesini değil, bildiğimiz tüm şiveleri bir bütünleştirici olarak ele almamız gerek. Bu dilde farklı ağızların olması, dil birliğini zorlaştıran bir etken olsa da, dilbilimsel açısından bir zenginliktir ki, Zazaca’nın sesbilimsel ve sözcüklerin kökünü, orijinalitesini tespit etmek için şiveler birbirlerini tamamlayıcı bir işlev görür. Hiçbir şive her yönüyle özgün şekline sadık kalmamıştır. Farklı ağızların varoluşu ve bunların irdelenmesi, bu dili analiz edip sonuçlara varmaya yaramakta. Vardığım sonuçlardan biri de, Zazaca’da birçok sesin şiveden şiveye değişmesine ve söyleyiş farklılığı olmasına rağmen, ê ünlüsünün hemen tüm şivelerde değişmez olduğudur. İstisnalar kaideyi bozmaz. Yazılımlarının yanlış olduğunu saptayabileceğim kelimerde en çok rastladığım hatalar bunlardır:
Bunlardan 1. ve 2. satırdaki sözcüklerde kullanılan tüm ê’ler yanlıştır, bunların yerine e yazılması gerek. 3. satırda son hecedeki e yerine ê yazılması gerek. 4. satırdaki ê harfleri yerine de keza e yazılması gerek. Ê harfinin yanlış kullanışını kendi tespit ettiğimde dört farklı hata şekliyle karşılaşmaktayım:
Analiz ve
Açıklama K ve g artdamak ünsüzleridir, ki birçok dilde, o dilin farklı şivelerine göre de ayrı ayrı telaffuzları olabilir ve değişime de uğrayabilir. Kuzey-Zazacasının (Alevi-ağızları) Doğu-Dersim ağzında, özellikle Mamekiye (Tunceli), Mazgirt ve Nazmiye ağzında ise diğer ağzılara karşın bu iki artdamak ünsüzü biraz daha ince telaffuz edlimektedir [1] : [kj / gj]. Böylece, bu ünlülerden sonra gelen kimi sözcüklerdeki e ve ı sesi inceltilir, ê veya i gibi telaffuz edilir. İnce telaffuz edilmesinden dolayı bu ağzı konuşanlar tarafınca k ve g ünsüzünden sonra gelen e/ı sesini ê veya i diye yazmaktadır. E ünlüsünün inceltilmesi de k/g ünsüzlerin ince telaffuzundan kaynaklanmaktadır, e sesinin ê olduğundan değil. Bu nedenden ötürü aslolan e’nin diğer şivelerde olduğu gibi e diye korunması gerek, ancak o şekilde de yazılımı doğru olur. Peki, szöcüklerde k veya g ünsüzlerinden sonra gelen ê ünlüsü, Dersim ağızlarını ne şekilde etkilemektedir? Bu soruya yanıt bulmamız için aşağıdaki çizelgede bulunan sözcüklerin sesbilimsel özelliğini inceleyelim. Verdiğimiz örnekler Hozat-Merkez ve Çemişgezek, Kiği ve Bingöl şivelerindeki telaffuz şeklidir:
Dersim Zazacasını konuşanların birçoğu ise yukarda bulunan sözcükleri farklı şekliyle bilmekteler: çêna, çê, çês, çêf, çêriye, çêm, çhêr, çhêr, çêsık, çin, çip, çêran(g); cên-, cêraene, cênc, ci, cit, hemcên, can/cian. Görüldüğü gibi Zazaca’nın Kuzey ağızlarında ê / i ünlülerinin etkisinden ötürü k sesleri ç’ye, g sesleri de c ünsüzüne dönüşebilmektedir: kêna à çêna kê à çê kês à çês kêf à çêf kêriye à çêriye kêm à çêm khêr à çhêr kêsık à çêsık kin à çin kip à çip kêran à çêran(g) gên- à cên- gêraene à cêraene gênc à cênc gêc à cêz gi à
ci hemgên à hemcên Burda orijinalitesini koruyan ses k / g varyantı olanlardır, ki bunun birkaç etimolojik (kökenbilimsel) örneklerle kanıtlanması mümkün:
Yukarıda 1. hata şekli diye satırdaki yanlış yazılım şekli diye belirttiğim sözcüklere bakalım: kês, kêsıke, kêmer, kêrm, khêrr, khêwe, kêwra, kêf, gêrm, gêrmi, gênde, kêmi Bunların doğru yazılımı şöyle olması gerek:
Eğer yukardaki kelimelerde, yanlış yazıldığı gibi e yerine aslen ê ünlüsü olsaydı, bu anlamda olan kelimeler Zazaca’nın muhakkak bir şivesinde çês, çêsıke, çêmer, çêrm, çhêrr, cêrm vs. diye varyantları olurdu, ki bu sözcüklerin hiçbir şekilde k/g ünsüzlerin ç/c ünsüzlerine dönüştüren bir varyantı yoktur. Ne var ki şu bildiğimiz farklar muhtelif şivelerde mevcut (aşağıdaki örnekler, soldaki Merkez-Hozat/Çemişgezek, sağ taraftaki de Ovacık Zazacasındandır): kutıkê verê kêberi : kutıçê verê çêberi (‘kapının önündeki köpek) kênekê mordemeki : çêneçê mordemeçi (‘adamın kızları’) hemgênê kê khalıkê mı : hemcênê çê khalıçê mı (‘dedem gilin balı’) kes çino kês bıdo mali : kes çino çês bıdo mali (‘davara kes verecek kimse yok’) Ê ünlünün olması ve olmaması gereken ve birbirine seslem olarak benzeyen sözcükleri karşılaştırıp farkını görelim:
2. Seslem etkilenmesi ve sonraki hecedeki i ünlünün yutulması kêm, nêr, hên, 2 hêş, lapa hêş, hurênd, dırvêt, têpia, têy, sêy, nêy, qêy, vêjiyaene... gibi sözcüklerdeki ê’nin yanlış olduğu belirtilmişti. Burdaki sorun da seslem etkilenmesinden kaynaklanmaktadır. Zazaca’nın çoğu şivelerinde rastlanan seslem etkilenmesi, bir hecede e veya ı sesinin, sonraki hecedeki özellikle vurgusuz olan –i ünlüsünden etkilenip hafif inceltilmesi [3] . Bu etkilenme ise, e sesinin ê, ı sesinin de i gibi algılanmasına yol açmakta, ki aslen öyle değildir ve köken olarak da bu sesin ê/i değil de e/ı olduğunu kanıtlamak mümkün. Yukardaki sözcükleri ve bazı seslem tiplerini ele alalım: - ‘eksik’ sözcüğünün Zazaca karşılığı kêm/kêmi değil, kemi’dir. Neden? - ‘eril’ sözcüğün karşılığı, sanıldığı ve yaygın olarak yazıldığı gibi nêr
değil de, neri’dir: - ‘öyle’ kelimesinin Kuzey-Zazacasındaki karşılığı hên değil de
vurgusu ilk hecede olan heni / hini, Güney
(Çermik-Siverek)-Zazacasındaki varyantı weni/wıni idir: - Bükünlü hal-, çoğul- veya bazı dişil kelimelerde olan -i, önceki hecede olan -e veya -ı ünlülerini inceltir gibi etkiler; -a, o- ve -u ünlülerinde ise göçüşme (metathesis) yaratır. Fakat yavaş ve tane tane telaffuz edildiğinde sesin aslı belirir. Ondan ötürü kelimenin aslına sadık kalmak gerek: çê Hesên değil de, çê Heseni Lawıka Xozayt değil de, Lawıka Xozati khudiyê hêş değil de, khudiyê heşi rıka bayn/boyn değil de, rıka bani/boni dırvêta mı değil de, dırvetia mı gêrma doy değil de, germia doy na-hên (böyle-öyle) değil de nia-heni qelemi, mordemi, çêveri, defteri, kılıti, sanıki, bostani vs.olması gerek! Koşaç ile talaffuz
edildiğinde: - ‘sonra’ sözcüğün Güney-Zazacasındaki ve de özgün şekli tepeya / tepiya idir, ki Kuzey-Zazacasında kısaltılmış biçimde tepia diye söylenilir. Kelimenin têpia yazılışı muhtemelen yanlıştır. Zazaca’da ‘dışarı’ anlamına gelen teber sözcüğü te- önekinden ve ber ‘kapı’ sözcüklerinden müteşekkildir. Te- öneki bu anlamda iliştirildiği kelimeye ‘dışarı, dışında, öte’ anlamını katar. ‘tepeya / tepia’ kelimesindeki de kanaatimce te- önekidir. - -ey- seslem tipi
taşıyan tey, sey, ney, qey, meyman, keyneke, seytan, Zeynebe, zeiye gibi kelimelerde de y’den etkilenmektedir; fakat e’nin ince
çıkmasından dolayı başına külah geçirilip –êy- yazılması da
yanlıştır. Kimi ağızda –ey- seslemi –ê-‘ye
dönüşmüştür (keyfàkêf, keynekeàkêneke, zeyàzêy/jê,
seyrà sêr/şêr) ama bu
dönüşmenin seslem olarak sınırını iyi görmek gerek, ki –êy- gibi seslem
tipine rastlanmaz. Mesela, Sêy Rıza, sêytan, Zêynebe, zêiye sözcüklerinde
bazılarınca yazıldığı gibi gerçekten bir –ê- sesi olsaydı, Doğu-Dersim
ağzında seslem arasına geldiği taktirde şu şekilde söylenmesi gerekirdi: - ‘çıkmak’ fiilinin yazılımı veciyaene/vejiyaene olması gerekirken, i ünlüsünden etkilenme yarattığından ötürü e’yi inceltir ve vêjiyaene diye yazılır, ki bu şekil de yanlıştır. Bu fiilin ettirgen formu vetene ‘çıkarmak’, şimdiki zamanda vec-en- (vej-en-a/vez-en-a) diye çekilir. Şimdiki zaman kökeninde vec- görüldüğü gibi ê değil e ile söylenmekte. Köken formu Zazaca’da değişmediğine göre, edilgen son eki olan –i- eklendiğinde de veciyaene diye yazılması gerek. –i- eki komşu seslemdeki e’yi inceltebilir, ne var ki köken olarak değişmez. 3. Doğu-Dersim ağzına has olan, sözcükte son hecenin zayıf telaffuzundan dolayı aslolan ê sesinin kaybolmaya yüz tutması ve e diye algılanması. Doğu-Dersim ağzında ê sesinin damaksıl bir şekilde [ye] gibi telaffuz edildiğinden ötürü, bazı kelimelerde son hecenin zayıf söylenişinden, özellikle de r ünsüzünden sonraki telaffuz zorluğundan ve de kalın e gibi algılandığından dolayı, aşağıdaki sözcüklerde olması gereken ê, yanlışlıkla e ile yazılmaktadır. Zazaca’nın diğer ağızlarında ise ê sesinin sadece tek sesle çıkarıldığından ötürü, e ile ê arasındaki fark daha belirgindir: dewrês, asmên, Khurês, awrês, verên, Uşên, rêcaene/rêzaene, jê, gewrês, gırê daene, gırênaene, bıjêk, vıjêri Örneğin, Uşên (ß Huseyn) veya bıjêk (ß bızêk) sözcüğün
Doğu-Dersim ağzında Uşen veya bijek diye yazılması sesbilimsel
olarak zaten yanlıştır. Zira bilindiği gibi, Doğu-Dersim ağzında seslem arasında s ünsüzünden sonra ancak ê veya i ünlüsü s sesini ş ünlüsüne dönüştürebilir. Şerr (‘kötülük’) veya şefteliye (‘şeftali’) kelimelerin şêrr, şêftaliye şeklinde yazılması zorlamadır. Zira, Doğu-Dersim
ağzında s sesini ş’ye çevirtebilmek için ê kuallanılmaktadır. Halbuki Dersim Zazacasında bu sözcükler serr, sefteliye
/ sıfteliye şeklinde söylenmektedir, dilde varolan kelimelerdir: Ek: Palu-Bingöl Zazacasındaki ê harfin kullanımı Palu-Bingöl Zazacasındaki ê ünlüsünün telaffuzu Doğu-Dersim ağzında olduğu gibi damaksıl şekilde [ye] gibiyken, Doğu-Dersim ağzıyla yazanlar sözcüklerde ê harfini kullanmakta, Palu-Bingöl ağzıyla yazanlarsa bu sesi içeren sözcükleri –ye- şeklinde yazmaktalar: dês ó dyes Madem ki ê ünlüsü Zazaca’da köklü bir ses olarak seyrek değişime uğramakta, Palu-Bingöl şivesinde de Doğu-Dersim ağzındaki gibi seslem arası olan –ye-, ê diye yazılması daha doğru ve diğer şiveler için de okunaklı olur: dês, zêd(e), zên, guazêr, gêc, nê, hirê Öte yandan, Palu-Bingöl ağzı ile yazanlar, ê harfini sadece ince şekilde telaffuz edilen ê [e] için kullanmaktlar: Şıma se kên, dyês bon
Hesên vırazên? – ‘siz ne yapıyorsunuz,
Hasan’ın evinin duvarını mı yapmaktasınız?’ Bu cümleyi muhtelif ağızlardaki söyleniş şekilleriyle kıyaslayalım: Şıma se keni, dêsi bani Heseni vırazeni? (Kvancılar, Maden vs.) Şıma se kenê, dêsê banê Heseni vırazenê? (Varto, Siverek, Çermik) Yukarıda belirtilen aynı sorunla burda da karşılaşmaktayız: Seslem etkilenmesi ve sonraki hecedeki i ünlünün yutulması! - Palu-Bingöl ve genel anlamda Merkez-Zazaca ağızlarında (Lice, Ergani,
Kulp, Piran) isim tamlamalarında eril ve çoğul iyelik eki –i’dir (diğer
ağızlarda: -ê): - Şahıs zamirlerinde 2. tekil eril, 1., 2. ve 3. çoğul şahıs soneki –i’dir (diğer ağızlarda: -ê): Örneğin, şımıtış ‘içmek’ fiilinin şimdiki zaman çekiminde ez / tı / a şımena diye çekilirken, ma / şıma / yı şımêni diye çekilmesi çelişik olur; çünkü, iki tane şimdiki zaman kökeni olmaz (şım-en / şım-ên). Demek ki şımên diye yazıldığında, hem i ünlüsü yutulmakta, hem de yutulmasına rağmen izini bir önceki seslemde bırakmaktadır ki, kulağa şımên gibi gelmektedir. Doğru yazılımı ise ma / şıma / şıma şımeni olması gerek. Dolayısıyla, yukardaki örnek cümlenin yazılımı –söylenişte farklı da olsa- şu şekilde tavsiye edilir: Şıma se keni, dêsi boni
Heseni vırazeni?
[1] Farsça’nın bazı ağızlarındaki k ve g ünlülerin telaffuzu da bu tür söyleniş şekline benzemektedir. [2] Horn, Paul: Grundriß der neupersischen Etymologie (Yeni Farsça Etimolojisinin Temeli). Strassburg, 1893. Nachdruck: 1988, Georg Olms Verlag, Hildesheim-Zürich-New York. [3] Sözkonusu seslem etkilenmesinin en çok Palu-Bingöl ve Kuzey Zazacasında, en az veya hemen hiç etkilenmemesini de Çermik-Siverek ağzında olduğunu gözlemledim. [4] Kurmanci’deki bu sözcüklerin karşılığı kêm ve nêr idir, fakat Kurmanci’deki ê ünlüsü de asıl olduğundan değil, Kurmanci’ye has bir ses dönüşümü olduğundan kaynaklıdır, ki bu dilde dilbilgisel kural olarak a/e ünlülerin ê’ye dönüşmesi yaygındır, ondan dolayı Zazaca ile kıyaslanamaz. [5] bknz.: Selcan, Zülfü: Grammatik der Zaza-Sprache, Nord-Dialekt. S. 213, 215. Wissenschaft und Technik Verlag, Berlin 1998. [6] Merkez-Bingöl ağzında bu cümlenin telaffuzu daha kısadır: Gê xali ma nêweş. http://home.arcor.de/mazlumkaya/turkce/sapkali-e.htm
|