Makale / Yazı

 

"Okumak belleğimizin içinde küçük bir bahçe yaratmaktan başka bir şey değildir. Her güzel kitap, bu bahçeye yeni bir nesne, bir çiçek tarhı, bir minik yol veya yorulduğumuzda dinlenebileceğimiz bir bank ekler." (Susanna Tamaro)

Bireyin bağımsızlaşması, yani özgürleşmesi oldukça önemlidir. Bu, kendisi ile özdeşleşmesi, kendisi olması demektir. Bunun belki de ilk yolu okumaktan, kendine özgü düşüncelere sahip olmaktan geçer. Birey kendisi olma özelliğine kavuştukça, ezbere dayalı, can sıkan tekrar edici söylemlerinden vaz geçer. Savunduklarıyla kendisini ortaya koyar. Bunun sonucundadır ki ancak, özgüven duygusunu içselleştirir ve kişilik gelişimini kazanır ve giderek tamamlamaya doğru yol alır. Başkalarının söylemlerini hafızamıza direk programlamamalıyız. Bunları alıp kendimize göre yeniden ve yeniden yoğurmalıyız. Pasif bir alıcı değil, aktiv bir savunmacı olmak zorundayız...

Çiçek bahçelerimizi renga renk çiçeklerlen donatmalıyız. Fakat her zaman seçici de davranmak durumundayız. Kendimizi adeta bahçenin güzelliğini korumakla görevli bir bahçıvan gibi görmeliyiz.

Çiçeklerin kurumamasına özen göstermeliyiz. Zamanında su verilmeyen çiçekler, bahçenin güzelim havasını bozarlar. Zamanı geçmiş, kurumaya yüz tutmuş, büzülmüş çiçeklerin hiç bir çekiciliği olmaz. Tersine bunların sürekli aralıklarla ayıklanmaları gerekir. Gerekirse radikal bir biçimde koparılıp atılmaları gerekir. Değilse bahçenin havası bozulur, sağlam kalmış çiceklerin güzelliği ve çekiciliği ortadan kalkar.

Fikir ve düşünceler de tıpkı böyledir. Onların da her yeni iklime ve yeni şartlara dayanabilmeleri için zorunlu olarak yeniden şekillenmeleri gerekir. Yeni hayat ve şartlar, fikirlerin doğal olarak yeni biçimde dönüşmelerini gerekli kılar. Çünkü fikir ve düşüncelerin yaşam alanı sadece hayatın kendisidir. Hayata tutunup ve kök salmaları gerek. Ancak bunu başardıkları oranda canlılığını koruyabilir ve direnç gücünü gösterebilirler. Fikirler, yeniden şekillendikleri ve üretildikleri ölçüde çevrelerine verecekleri o nefis kokuları ve görsel güzellikleri ile ancak varlığını sürdürürler. Böylelikle, çekim gücü olabilecek bir devinim ve süreklilik kazanırlar. Var olmak için düşünmek, düşünmek için de var olmak gerekir...

Ünlü fransız filozof Descartes'in deyimiyle 'Düşünüyorum, öyleyse varım...'