Daylam (ZazaPress)
V. Minorsky
Daylam, coğrafi bölge olarak, Gilan'ın dağlık kesimidir. Gilan düzlükleri
güneyde Elbruz sıra dağlarına dayanmaktadır. Burada yarım-ay şeklini alan bu
ikinci kesimin doğudaki boynuzu Hazar Denizi'ne yaklaşır (Lahican ile Kalus
arası). Orta İran platolarında oluşan Safid-rûd, bu yarım-ayın orta yerindeki
bir yarıktan geçerek Hazar Denizi'ne yönelir. Batıdan doğuya doğru akmakta
olan nehir vadiye girmeden, Mencil'de önemli bir kol, Şah-rûd, Katılır ve
çoğalan nehir Talakan bölgesinde doğudan batıya doğru akarak Elbruz dağlarının
güney eteklerini dolanır. Güney kesiminde Şah-rûd havzası, Kazvin ovasından
bir dizi tepe ile ayrılırken sağ tarafında Elbruzların güney eteklerinden
aşağılara dökülen birçok çay ile beslenir. Bu kaynakların başlıcası, Alamut
vadisini sulayanıdır. Şah-rûd vadisiyle ona kaynak oluşturan vadiler Daylamit
soyunun beşiği gibi görünmektedir. Büyük Gilan nehri, Safid-rûd havzasında
olmasına rağmen "asıl Daylam" (el-Daylam el mahd) ondan Elbruz duvarıyla
ayrılmaktadır. Daylamitler, dağın kuzey eğimlerine ve onların denize olan
uzantılarına da yerleştiler (bkz. Hudud el-Alem). Burası Daylam ile Tabaristan
arasına sıkışmış bir bölgedir.
Gilan, bataklık ve sağlıksız olmasına
karşın oldukça verimlidir. Daylam'ın yüksek yerleri ise doğa tarafından daha
az kayırılmıştır. Ancak buralarda her zaman göçetmeye ve çalışmaya hazır,
girişimci ve güçlü bir insan ırkı yaşamaktadır. Coğrafi terim olarak "Daylam"
4./10. yüzyıllardaki Daylamid yayılmacılığıyla ortaya çıkmış ve giderek birçok
komşu yerleşim alanını kapsamına almıştır.
İlk
dönem
Daylamitlerin ilk kökenleri belli değildir. Bir eski İran
halkı olmaları olasılığı vardır. Sâgid-rûd vadisinin sağ yakası üstünde
Mencil'in kuzey doğusunda yeralan Dulfak (ya da Dalfak) tepesinin adı eski
soyunun adını çağrıştırıyor. Daylamit adı birçok eski yazarca bilinmektedir.
M.Ö. II. yüzyılda, Polbius, cilt 44'te Medya'nın kuzey komşularından
sözetmektedir: (Arî olmayanlar),. M.S. II. yüzyılda Ptelemi VI,
2'deChromithrene'nin kuzeyine (Khuxru Waramin'i, Ray'ın güney doğusuna) ve
Tapuri\nin (Tabaristan) batısına yerleştirniştir. İran yönünden bilgi,
yalnızca Sasaniler döneminden başlayarak ortaya çıkmıştır. Sasani Ardaşir'in
Ardavanlı Arsasidé karşı kazandığı kesin zafer öncesi Arsasid'in "Rey,
Demewend, Daylamân ve Patihkwargar askerlerini harekete geçirdiği"
söylenmektedir.1 Bu olay, Elbruz dağlarının güney yüzünde yaşayan
halk üzerinde Arsasid nüfuzunun yerleşmiş olduğunu göstermektedir. Önceleri
Sasaniler, Daylamitlere karşı ihtiyatlı davrandılar.2 Ancak,
giderek Daylamitler hem askerlik hem de hukuk alanında ön plana çıkmaya
başladılar. Kawadh İberya'ya (Gürcistan'a) karşı, adı Boes (Boya) ve ünvanı
(*Wahriz) olan bir "İranlı"nın komutasında sefer düzenledi. Bu ad ve ünvan,
onun Daylamit olduğunu gösteriyor.3 Lazica'daki Archeopolis'in
(şimdiki Tsikhe Godji) Husrev Anuşirevan komutasında kuşatılması sırasında
(M.S. 552) Türk sabirler ileri hücumları yönetirken, usta dağcı olarak
Daylamit bağlantısına değinilmektedir.4 Birkaç yıl sonra
Daylamitler, Bizanslılar tarafından korunan diğer bir Sabir birliğine
başarısız bir gece baskını düzenlediler.5 Procopios'a göre
Dolomit'ler, erişilmez dağlarda yaşıyorlardı; hiçbir zaman İran hükümdarlarına
boyun eğmemiş, yalnızca paralı asker olarak hizmet etmişlerdir. Yaya
savaşıyorlardı. Her adam, bir kılıç ve kalkan kuşanıyor ve üç tane mızrak
(acontia) tasıyordu. Bu bilgiler, daha sonraki İslamî kaynaklarla benzerlik
göstermektedir.
Hüsrev I.'in ünlü Yemen seferinde (M.S. 570), ordusu
içinde Daylam ve çevresinden 800 mahkum vardı ve bu mahkumlara gene mahkum
olan Vahriz namında biri komuta ediyordu. Kâwâdh ve Hüsrev hakimiyeti altında
Kafkasya geçitleri tahkim edilip yakınlarında askeri koloniler kurulunca
Hüsrev'in hakimiyetinde kökeni Daylam ve çevresine ait ismler ortaya çıktı
(bkz, aşağıda "Toponomy"). Hüsrev'in ardılı Hurmizd IV.'e karşı yapılan ve
onun tahttan indirilmesiyle sonuçlanan suikast M.S. 590 yılında "Dilimitik"
halkının lideri Zoanap tarafından yönetilmiştir.6
Daylam
ve Araplar
Arap istilası sırasında, Kazvin halkı kendilerinden
yardım istediği zaman, Daylamitler kararsız bir tavır takındılar, ancak Rey
halkı tarfından destek görünce, Halife Ömer tarafından gönderilen Nu'man b.
Mukarrin'e karşı koydular. Kralları (lider) Mutâ (ya da Murthâ) önderliğinde
Daylamitler, Dastabay'daki (*Dest-pey, yani "avuç ardı", Rey ve Hamadan arası)
Vac ırmağı boyunda yenilgiye uğradılar.7 Belâdhun, 317-25, ve diğer
tarihçiler Halife Ömer I. zamanından al-Me'mun'a kadar Daylam üzerinde on yedi
islam seferi düzenlendiğinden sözetmektedirler. Bu seferler, Arap şiirine de
yansımıştır. Ozan Asa Hamdan'ın verdiği yer adları (K. Lism, Kayûl, Hâmin
Lahzamin) Dewâmend bölgesini (wima?) çağrıştırmaktadır. Oysa kendisi aslında
Daylamitler tarafından mahkum edilmiştir. Her şeye rağmen, Daylam,
bağımsızlığını korumuştur. Onlara karşı müslüman tahakküm bölgeleri güneyde
Kazwin ve kuzey doğuda Tabaristan sınırında Kalâr ve Câlûs nehirleri
üzerindeki kalelerdir.
Dil ve Din
Kral Mûthâ'nın adı pek
alışılmadık bir ad, ancak M.S. 9. ve 10. yüzyıllarda Daylamit liderleri
çoğalmaya başladıktan sonra ortaya çıkan adlar açık bir şekilde putperest İran
adlarıdır, güney batı İran adları degil. Kuzey batı ağzında, bundan hareketle
Gorangec (ilk başlarda Kürankic diye bilinmekle birlikte, değil) Farsça'daki
görgengez 'i "vahşi sıpaları kovalayan" çağrıştırmaktadır. Sher-zil ise
sher-dil'i "aslan yüreği" andırmaktadır, vb. gibi. İstakhari, Parslarla
Daylamitleri birbirinden ayırır ve Daylam'ın yüksek yerlerinde Gilan
Daylamlarından farklı bir dil konuşan bir boyun varlığından
sözeder.
Daylam'da bir kısım Zarduşt ve Hristiyanlar olabilir, ancak
özellikle putperst Daylamitlerin varlığına ilişkin hiçbir şey bilinmemektedir.
Biruni'ye (al-Athâr, 224) göre bunlar efsanevi Afridûn tarafından konan, ve
erkeklere, ailelerinin reisi "kethûda" olmalarını emreden yasaya uydular.
Oldukça karmaşık bir biçimde, Birûni bu yasanın Alid el- Nâşur el-Utruş
tarafından ilga edildiğini, bu yüzden de onların, insanların, zalim Dahhak
Biwarsp döneminde yaşadıkları koşullara benzer koşullarda yaşadıklarını ve
"şeytanlarla cinler" (al-şaytan' wa'l-merada) bunların evlerine yerleştiğinde,
bunlara karşı güçsüz kaldıklarını söyler.
Kethudalar pater aileler
haklarını kullandıklarının ötesinde Daylamitlerin yerel yöneticileri -ki biz
bunların varlığını Vardan-Şah, Vahriz9: Vahric-i Vahricay
"Vahriz'in Vahriz'i" gibi ünvanlardan anlıyoruz- ve hatta kralları (yukarıda,
Mûtâ) olmuştur. Kralların rolü M.S. 9. ve 10. yüzyıllarda Alidlerle olan
işbirliklerine bağlı olarak daha belirgin hale
gelmiştir.
Alidler
İlk başlarda Daylamitler denetimindeki
güvenli dağlar, Abbasiler'den kaçmak zorunda kalan Alidlere bir göç yeri
olarak hizmet vermiştir. Bilinen ilk mülteci Yahya bin Abd Allah'tır.
Bunun iki kardeşi idam edilmiş, kendisi de Harun el Reşid'in direnişçi
kardeşine katılmıştır. Daha sonra, 175/91'de Daylam'a gelmiş, çok geçmeden de
Barmakid Fadl bin Yahya'ya teslin olmuştur.
Bu durum, o sıralarda,
halifenin, gerek zora dayalı olarak, gerekse para önererek Daylam kralı
üzerine baskı uyguladığını göstermektedir.10
Custanidler
189/805'te, Harun, Rey'e uğradığı
zaman Hazar bölgesindeki bütün hükümdarları topladı. Fakat Daylam yöneticisi
Marzuban bin Custan'a para hediyesi verip onur kisvesi giydirerek gitmesine
izin verdi. Öteki krallar vergiye bağlandığı halde o bundan bağışık tutuldu. Custan ailesini ilk kez burada
duyuyoruz. Harun'un ona karşı yumuşaklığı, 175/791 olaylarına bağlanabilir. O
sırada, yine kendisi (ya da babası?) yönetimdeydi. Buna bağlı olarak
Marzuban'ı, Banû Custan'ın yönetim listesinin ilki olarak
görebiliriz.
Custan: Marzuban (189/805)'te adından sözedilmektedir. Ve
Vahsuda (259/872)'de daha hayattadır,11 aradaki boşluk, bu ikisini
kardeş düşünemeyecek kadar büyüktür. Şimdi varılan ortak kanı (Justi, Vasmar,
Kasrevi, Kazvini) Custan I.'i (No: 2), örneğin, No: 1 Mazubân'ın oğlu ve No: 3
Vahsudân'ın babası olarak ikisinin arasına alma doğrultusundadır.
(201/816)'nın altında Tabari Abd Allah b. Khurdadhbih'in Daylam'a yaptığı
zaferle sonuçlanan seferi ertesinde Abu Laylî adında bir kralı tutsak aldığını
yazıyor. Laylî (ya da Lili), Daylam'da bir erkek adı olarak biliniyor.
(Maceraperst Layli b. Nu'man). Bilinmeyen, onun Custan mı (No: 2), bir gaspçi
mi, yoksa (Lahican'ın) bir yerel yönetisi mi olduğudur.
Daylam'da
durum, Hasanid Seyyitleri silsilesinin Daylam sırasındaki maceralarıyla
açıklık kazanır. Bunlar, akıllı politikacı ve yetenekli savaşçılar olup
amaçlarında ve mücadelelerinde Daylamitleri başarıya götürmüşlerdir. O
sıralar, bunlar henüz İslamlığı kabule zorlanmamıştır.
Seyyid Hasan b.
Zayd al-da'i at Kabir (No: 1) Calus ve Kalârda (250/864)'te bir direnişin
başını çekti, ve halkı, onların yakacak odun alanı ve otlak olarak
kullandıkları meralarını ellerinden almak isteyen Tahîrid valisine karşı
ayaklandırdı.12 İştakhari, 205'e göre Hasan b. Zeyd'in döneminden
önce Daylam "imansız bölge" olarak (Dar-el Küfr) bilinmiş ve köle kaynağı
olmuştur. Fakat Alidler Daylamitlerin yerini aldılar. Vahsudan b.
Custan (No: 3) Hasan b. Zeyd'e bağlılık yemini etmişse de çok geçmeden arayı
bozmuş, sonra da ölmüştür.
Tarih-i Gil wa Daylam13 (246/860)'da bir Custanid'in Alamut dağında, bir binanın yapımına
başladığı söylenmektedir. Olasıdır ki bu girişim, Vahsudan'ın uzun süren
hükümdarlığının sonunu değil, enerjik oğlu Custan II.'nin (No: 4)
hükümdarlığının başlangıcını belirlemektedir. Custan II. da'i'nin,
temsilcisini Daylam'a göndermesini istedi ve Alidlerin himayesinde
Tahiridlerden Rey'i alarak Kazvin ve Zancan'ı işgal etti. (253/867)'de halife
al- Mu'tazz Mûsa b. Bughâ komutasında bir ordu göndererek Custen'in
başarılarını silip süpürdü. (259/883)'te Hasan b. Zayd öldü ve yerine al-da'i
al Şaghir diye çağrılan kardeşi Muhammed b. Zayd geçti. Custen buna da bağlılık yemini etti (No:
II).
Daylam\ın başına gelen bu kötü şey, Samadiler adına hareket eden
Horasanlı maceracı asker Raf'i b. Harthama'nın (276/889)'da Muhammed b. Zeyd'i
Curcan'dan atması oldu. Dailer, Daylam'a sığınma olanakları aradılar. Rafi'nin
birlikleri Calûs'u işgal etti. Ancak Custen'den yardım alan Seyit onları
kuşattı. Sonra, Raf'i'nin kendisi ileriye doğru harekete geçti. Rafi, Custen
etekleri boyunca Calustan Talakan'a geçerken Muhammed b. Zayd, Gilan'a geri
çekildi, ve bu bölge işgalcilerce üç ay boyunca (278/891 yazı) yağmalandı.
Custen, Seyit'e yardım etmeyeceğine dair söz verdi ve Rafi, Kazvin ve Rey'i
işgal etmeye yöneldi.14 (279/892)'de Rafi kendisini birçok yönden
tehdit altında görünce, hemen da'i'ye bağlılık yemini etti ve onun kendisine
4000 güçlü kuvvetli Daylamit göndereceği düşüncesiyle Curcan'ı ona geri verdi.
Kimi kez tehdit, kimi kez ikna ederek, Layth, da'i'nin Rafi'ye yardım etmesini
engelledi. Bunun üzerine, Rafi Kharizm'e kaçmak zorunda kaldı ve (283/ Kasım
896'da) orada öldürüldü. Dört yıl sonra (287/Ekim 900) Muhammed b. Zeyd, bir
Sâmânid komutanıyla savaşa tutuştu.
Kısa bir aradan sonra, Alid
yönetimini Juseyin Hasan b. Ali devraldı.15 Hükümdarlığı kısa
sürmesine rağmen (301-4/904-7) Alid hükümdarlarının en büyüğü olarak kabul
edilmektedir. Taberi'ye (III. 2296) göre, dünya hiçbir dönemde al-Utruş'unki
kadar adalete tanık olmamıştır. Daylamitler arasında on üç yıl yaşadı ve
Safid-rûd ile Amul'un en uzak doğu kıyısı arasındaki insanların önemli bir
bölümünü Zeyd inanışına çevirmeyi başardı. Bu başarıyı doğrulamak için,
al-Utruş, Calus kalesini yerle bir ettirdi. Custen tarafından tanındı ve her
ne kadar Samanidler üzerine yaptığı ilk sefer başarısızlıkla sonuçlandıysa da,
bir yıl sonra yapılan ve kırk gün süren bir meydan savaşı sonrası, Samaidler,
Hazar eyaletlerinden atılmışlardır.
Naşir'in, kethudaların eski
otoritelerini bozmasıyla ilgili Biruni'nin yukarıda geçen kapalı tümcesi, ayrı
yerleşimler üzerinde kurulmuş İslam kurumlarının kontrolünü hedef almış
olabilir. Olayların bu yönde gelişimi Daylamitleri gücendirmiş olabilir. Bazı
tarihçiler16 , Custan'la Nâşir arasında geçen bir mücadele
döneminden söz etmektedirler. Bu mücadele, Nâşir'in ortaya çıkışından önce
olmuştur. (301/913. 5 Şaban 304/31 Ocak 917'de) yerine kayınbiraderi Hasanid
Hasan b. al-Kâsım'ı (No: IV) tayin ettikten sonra ölmüştür.
Hemen hemen
o sıralarda kırk yıllık bir hükümdarlıktan sonra, Custan suikaste uğradı. Bu
suikastı yapan kişi, kardeşi Ali b. Vasudan'dı (No: 5). Bu kişiyi daha önce
(300/912)'de Abbasiler İsfahan'a mülkiye amiri (ıst-a mala) olarak
atamışlardı. 304'te görevinden alındı. Fakat 307/919'da, Abbasi
komutanı Mûnis daha önceden Yusuf b. Abi'l Sâdi'yi alıp hapsettiği için Ali'yi
onun yerine Rey, Kazwin ve Zencan valiliğine atadı. İki yıl sonra, Custan b.
Wahsudan'ın zeki kızı Kharasuya ile evli olan Muhammed b. Musafir (No: 4)
(Taram'un ikinci Daylamit hanedanının Kangarisiya'da Sallarisi) tarafından
Kazwin'de öldürüldü. O kayınpederinden öç almak istiyordu. (İbn al Athir,
VIII., 76'da belirtildiği gibi yeğeninden değil.) Politik yönüyle
tanınmıyordu. Oysa öğreniyoruz ki, Hasanid Hasan b. al-Kâsım (da'i no: IV)
Tabaristan'da yakalanıp Bağdat'a gönderilmesi için Ali'ye teslim edildiğinde,
Ali onu "ata yadigarı" Alamut kalesine hapsettirmiştir.17 Ali\nin
ölümünden hemen sonra ise diğer kardeşi Husrev Firuzan (No: 6) Sayid'i serbest
bırakmıştır. Husrev Firuzan Ali'nin "locum tenens"i (onun yerine geçecek olan,
çn.) gibi hareket ediyordu. Husrev Firuzan İbn Musafir'in üzerine yürüdü,
ancak onun tarafından öldürüldü. Hüsrev'in oğlu Mehdi (No: 7) de Kangarid'lere
başkaldırdı fakat yenilgiye uğrayarak Daylam'ın belirmeye başlayan yeni ismi
Asfar b. Şiraya ya da Şirawa'yla birlikte sürgüne
gönderildi.
Epigonlar:
Bu olayla (315/927) Custanidlerle
ilgili doğrudan bilgimiz son bulmaktadır, ancak hanedanın arttıkları,
özellikle dominyonlarında varlıklarını korumuş olabilirler. İbn Musafir
Custanid muhalifleriyle (No: 5, 6, 7) uğraşırken, Alid ve Custanidlerin ilk
emirleri İran platosuna yayılmış durumdaydı, ve asıl Daylam, İbn Musafir'in
merhametine kalmıştır.
Buyid veziri İbn Abbad18 için bir
memurun yazdığı "Samiran (Tarom) Tarihi"nde (379/989)'den önce Musafiridlerin
tüm dağlık Ustaniya bölgesini denetim altında tuttuklarını (böylece ?)
Daylam'ın bir kısmını ilhak ettiklerini ve buna bağlı olarak Wahsudan (No: 3)
b. Custan soyunun kendisini Laiciya bölgesine mahkum etmek zorunda
kaldıklarını belirtmektedir. Aynı durum, Tuğrul Bey'in veziri al-Kunduri'nin
yardımcısının kendisine sunduğu pro-Türk anti-Daylamit adlı kitapçıkta da
açıklanmaktadır (450/1058). İbn Hassut, Ostan'ın, Daylam'ın düzlüklerini,
La'idi'nin ise (burada yanlışlıkla Lanc diye basılmış) yükseltilerini
oluşturduğunu söylüyor. Ostan, Wahsudanid (burada Kangarid) valilerinin
mülkiyeti altında, La'idi ise Custanid krallarının elindedir. Bu iki bağımsız
rapordan anlaşıldığı kadarıyla Custan b. Wahsudan (No: 4) Ölümünden hemen
sonra mülkiyeti parçalanmış ve Wahsudanidler (Taromlu Kangarid Wahsudan b.
Muhammed'in çocukları) Daylam yüksekliklerini mülk edinmişlerdir.(Bir
olasılıkla "Oste" yani Custanidlerin ana yurdu) Sonrakiler Lahican komşu
bölgelerine göçmüş olabilirler (Daylam'ın kıyı bölgesi... Hudûd'da bunlar on
bölge olarak ele alınmıştır.
Tersine, Sultan Tuğrul, Kazwin
yakınlarında operasyonlarını sürdürürken19 , Daylam kralı yüklü bir
sunuyla önüne çıktı. Gene bundan ayrı olarak İbn al-Athir Tarmlı (Tarom)
Salar'ın teslim olduğundan sözetmektedir. Sonuç olarak şunu belirtmemiz
gerekir: Ya Custanidler, dominyonlerını yeniden almayı başardılar, ya da haraç
Lahican kolu tarafından verilmiştir. İkinci olasılık daha makul görünüyor.
Çünkü Naşir-i Hüsrew, Şerefname'sinde, Daylaman krallarından olan Emir-i
Eminan adına Şah-rûd kesitinde (Safid-rûd'la birleştiği yere yakın)
(438/1046)'da zorla para (baç) topladığından sözetmektedir. Sonra, Nasir,
kendisinin Marzuban al-Daylam Gil-i Gilan "Abu Salih" diye anılan birinin
hükümranlığındaki Samiran'ı ziyaret ettiğinden bahsetmektedir. Bunun adı
"Custan İbrahim" olup Daylam'da pek çok kalesi vardı. Bu adam, Taronlu
Wahsudan'ın torununun torunu olabilir.21 Şah-rûd üzerindeki bacın,
onun adına toplandığı anlaşılıyor.
Da'ilerin hikayesi, al-Utrus'un
damadı (khatn) yukarıda adı geçen Hasanid Hasan b. Kasım'ın (No: 4)
yönetimiyle son bulmaktadır. Her ne kadar kendisi Naşir tarafından önerilmişse
de, onun yerine tahta geçmek için Naşir'in oğullarıyla aralarında mücadele
başlamıştır. Onların ölümünden sonra ise Daylamit emirleri karmaşık kavgalar
içine girmiş ve salt kendi üstünlükleri için mücadele etmişlerdir. Hasan b.
Kasım, o zaman Asfar b. Şıroya'nın müttefiki olan Mardawic b. Ziya tarafından
(316/928)'de öldürüldü.
Daylamit Yayılması
Alid
eylemlerinin sonucu olarak Daylamitler kısmen Zeydi tarikatına girdiler,
halifeye karşı güçlü bir muhalefet geliştirdiler ve Alidler için yaptıkları
yoğun mücadeleler sonucu askeri yeteneklerini büyük ölçüde geliştirerek
güçlerinin bilincine vardılar. Sacid Yusuf b. Diwdâd'ın başkaldırıları
(295/907 ve 304-7/916-9'da) ve ölümünden (315/928) önceki son azledilişi
Samanid valilerinin Rey'de ardıllanma sürecinde, Türk köleler arasında ve
Daylam Alidleri arasında kaoslu bir dönemin yolunu açtı. Târom
Musafiridlerinin büyük bir kolu Azerbaycan ve Transkafkasya'ya doğru
yayılırken,22 İran merkez platolarında yeni unsurlar belirmeye
başladı: Önce, (315/927)'de kendini kral ilan eden Asfar b. Şiroyâ; sonra kısa
bir süre için İsfahan Rey'de (316-434/928-1042) ve daha sonra da Hazar
Denizi'nin güneydoğu kıraçlarında ortaya çıkan, ancak daha önemli olan
Buyidilerin baskısı altında geri çekilmek zorunda kalan
Ziyaridler...23
İran platosunun büyük bir kısmını
(Samanidlerin elinde bulunan Horasan dışında) işgal ettikten sonra
(320/932)'de ortaya çıkan Buyidiler, (334/946)'da Bağdat'ı alarak halifeliği
109 yıl boyunca Alid vesayeti altına soktular. Onların gölgesinde İran kökenli
bir dizi hanedan (Daylamit ve Kürt) çevre bölgelerde ortaya çıktı:
Musafiridler; Ganca Şaddadileri (340-409/951-1018) ve onların Ani kolu
(451-559/1059-1163); Humadan ve İsfahan Kakuyidleri (398-443/1007-51);
Kirmanşah bölgesinde Hasanuyid Kürtleri24 (348-406/959-1015);
Zagros dağlarının batı etekleriyle Huluwân'da Annazid Kürtleri
(381-511.991-1117); Mayafarkin ve Diyarbakır'da Merwan Kürtleri
(380-478/990-1085) vs... Daylamit rejiminin zayıflığı birçok unsurun geniş bir
alana yayılmasında değil, hanedanın birçok rakip kanada bölünmesinde ve son
olarak oradaki Türk-Daylamit çelişkisinde yatmaktaydı. Buyidi gücüne ilk
darbe, Gazneli Mahmud'un (420/1029)'da Rey şehrini almasıyla indirilmiş oldu.
Kesin sona, son Bağdat Buyidi al-Malik al-Rahim'in, Tuğrul Bey tarafından esir
alınmasıyla birlikte gelen baskıya bağlı olarak vurulmuş oldu (447/1055).
Fars'ta Buyidilerin son çocukları birkaç yıl daha Selçukluların vasalları
olarak yaşamlarını sürdürdüler.25 Daylamitler, ülkelerinin dışında
paralı asker olarak hizmet gördüler. Nizamül Mülk, Siyasetname XIX'de Selçuk
sarayının koruması olarak 100 Daylamit ve 100 Horasanlı'dan sözeder.
Daylamitlerin izole olmuş kolonileri yerel nüfus tarafından yutulmadan önce
daha bir süre birçok yerde ayakta kalabildiler.
Yer
Adları
Çağlar boyunca Daylamit boylarının yerleştiği alanlar,
oldukça geniş bir alanı kapsar. Bu nedenle, kronolojik güçlükleri gözönünde
bulundurarak referansları tek bir başlık altında toplamak daha uygun
olacaktır. Bir Babil adı olan Dilmun adası (Bahreyn), bugün bile güncel bir
adken Fars'ın güney kıyısındaki Bender-i Daylam adı gerilere, Buyid dönemine
kadar dayanan bir ad görüntüsü vermektedir. Aşağı Kafkasya bölgesinde,
Sasaniler devrinden kalma askeri yer isimleri Lahican'la bağlantılı gibi
görünen (şimdiki Lahic) Layzân ya da Lâizan adlarını çağrıştırıyor. Şirvan
adı, muhtemelen Talakan ve Alamut nehirlerinin birleştiği yerde bulunan Şir
(Arapça, Şirriz) ile benzerlik gösteriyor.26 Hatta Baladhuri'de
Wahrazan-Şah olarak geçen Sarır (Avaria) kralının ünvanı bile Wahriz ünvanı
ile ilintili görünüyor.27 Diyarbakır'ın kuzeyinden Palu ve Dersim'e
kadar uzanan bölgede yaşayan ve bugün hala İran kökenli bir dil konuşan
"Zaza"lar kendilerine Dımli demektedirler. F. C. Andreas, bu durumu, Daylam
benzerliğine yoruyor. Bugün Türkleşmiş olan ve 19. yy. başlarından beri Hoy
bölgesinde aktif olarak yerleşik bulunan Dümbüliler de Dımli ile bağlantılı
gibi görunmektedir. Özellikle belirtmekte yarar var; Agathias III, 17'de
Lasica'da savaşan Dilimnitai askerlerinden bahsederken onların yurtlarının
(belki de özellikle bu grubun?) Orta Dicle havzasında Fars topraklarına komşu
topraklarda olduğunu söylemektedir. Yani (eğer Dicle, Safid-rûd yerine
yanlışlıkla kullanılmıyorsa) Zazaların bugün yaşadıkları bölgedir bu. Gezgin
Abu Dulaf,28 Şahrazur'un yedi fersah doğusunda Daylamistan diye bir
yerden bahsetmektedir. Bu yer, "Eski Pers kralları döneminde" Daylamitlerin
oradan Mezopotamya ovalarına akınlar düzenledikleri yerdir. Lahican'ın
batısındaki Daylaman kazası, Daylamand merkezinin Ostân'dan Lahican bölgesine
aktarılmış olduğunun kanıtı olabilir. Urmiye gölünün kuzeybatısı, yani
Salmas'ın merkezi çok yakın zamanlara kadar Dilmakan diye adlandırılmaktaydı.
Urmiye gölünün güney batısında önemli bir Zagros geçidi üzerinde Lahican diye
bir bölge vardır.29 Gene Lahican adını taşıyan birkaç köy daha
vardır, bunlar Urmiye gölü havzasında, Savalan dağının kuzeyindedir, (Lahi)
vb. gibi.
Ülke ve Halklar
Khuradadhbih, Yakubi, İbn
Rusta, İbn Fakih gibi ilk müslüman coğrafyacıların, Daylam ülkesi ve halkı
üstüne söyledikleri çok az şey vardır. Ancak ayrıntılı bilgi 4./10. yüzyılda
Daylam hanedanının yükselmesinden sonraki tarihçi ve coğrafyacılardan elde
edilmiştir. İştakhri, Hazar Denizi'nin tüm güney kıyısını ve (Rey ve Kazwin
dahil) Elbruz sıradağlarının güneyini bir kuşak gibi saran toprakların tümünü
Daylam diye tanımlıyor. (Daylamid dominyonunun en parlak günlerinde yaşamış
olan) Mukaddesi, bunlara Volga ağzındaki Hazar Hanlığı'nı da içine alacak
şekilde tüm Hazar kıyılarını katar.
İştakhri (Balkhi'den sonra olma
olasılığı var), Custan hanedanının merkezini Rûdhbâr olarak verir. Cuvayni'nin
yazarı M. Kazwini (III, 434), bunun Alamut'daki Rûdhbar olduğuna ilişkin yoğun
tartışma açmıştır. Bu da Alamut valisinin Daylam hanedanının yurdu (Ostân)
olduğunu göstemektedir. Başlıca İştakhri üzerine kurulmuş olan İbn Hawkal'ın
kitabında Daylam'ın başkenti al-Tarm'a yerleştirilmiştir. Ancak bu yazan ya da
yazdırandan da kaynaklanan bir sürçme olabilir, çünkü al-Tarm (Tarom) gerçekte
Custanidlerin değil, Musafiridlerin merkezidir. Daha anlaşılmaz olanı,
Mukaddesi, 360'a göre bir Daylam (kasaba) merkezi olan B'rwan'dır. Burası,
yazara göre merkez olmak için daha uygun olan (Şad-rud vadisindeki) verimli
Talakan'a bakarak daha elverişsiz ve yoksun bir yerdi. B'rwan'daki hükümet
konutuna (mustakarr-al-sultan) Şehristan deniyordu. Hazine, burada derin bir
kuyuda korunuyordu. (Zahir al-Din Shehristan'ın Şehr-Ostan, yani "Ostan'ın
Şehri" olabileceğini söyler.) Mukaddesi, birbirinden ayrı olarak, Samirum'u
Taron bölgesinin (Musafiridler) Salâarwand yöneticilerinin merkezi, Keşm'i ise
Alid-da'ilerin bir köprünün yanına kurulmuş doğu Gilan'daki bir kenti olarak
verir.
İştakhri, 205, Daylamitleri zayıf, kumral (bir olasılıkla
kabarık tüylü) kaba ve gözüpek diye tanımlar. Tarımla uğraşıp sürü
beslemişler, ancak atla ilgilenmemişlerdir. Mukaddesi'ye göre, 368-9,
Daylamitler, yakışıklı olup sakal bırakıyorlardı. Bazı değerli bilgiler
"Daylam Anayurdu" ve Gilan'a ilişkin olarak Hudud al-Alam, XXXII, s. 24-5'te
verilmektedir. Daylam'ın, Hazar ovalarında on bölgesi vardır. Diğer üç bölge
Wustan, Şir (Arap kaynaklarındaki Şiriz olduğu açık) ve Pazhm dağlık
bölgelerdeydi.
Gelenekler
Daylamitlerin birçok
alışkanlık ve gelenekleri çağdaş yazarları etkilemiştir. Erkekleri oldukça
güçlü olup yokluklara son derece dayanıklıydı.30 En önemli
silahları mızraklar (zhopin) ve yardımcı adamlar tarafından taşınan çarpıcı
renklerle boyanmış yüksek kalkanlardı. Bu kalkanlar yan yana konduğunda
saldırgana karşı bir duvar oluşturuyordu. Ordularında, yanan neftli mızraklar
atan (mazari al-neft) özel adamlar vardı.31 Daylamit savaşçılığının
şiirsel anlatımı Gurgani'nin Wis wa Ramin, Mihoul, bl.XCIX'de vardır.
Daylamitlerin en büyük dezavantajları süvari birliklerinin olmayışıydı. Bu
yüzden, (daha iyi silahlanmış olan) Türk paralı askerleriyle savaşa çıkmak
zorunda kalıyorlardı. Aralarındaki bu temel farklılık ve rekabet, daha sonra
ordunun parçalanmasına sebebolmuştur.
Daylamitlerin, ölülerinin
ardından ve hatta işleri ters gittiğinde aşırı derecede yas tutup
etkilendikleri görülmektedir.32 Mu'ziz al-Dewle, İmam Hüseyin için
Bağdat'ta genel yas ilan etmiştir.33 Ve durum daha sonra
İranlıların Muharrem ayında yaptıkları taziyelerin temelini oluşturuyor
olabilir.34
Suriyeli bilge Bardesanes, M.S. 200'de Gilan
kadınlarının tarlalarda çalıştığını belirtmektedir.35 Sekiz yüzyıl
sonra Hudud'un yazarı, Daylam kadınlarının erkekleri gibi tarla işlerinde
çalıştıklarını aktarır. Rudhrawari, Edipse II, 313'e göre, onlar, "beyin gücü,
karakter özellikleri, işlerin düzenlenmesi gibi konularda erkeklerle eşit
idiler". Daylamitler kabile içi evlilikler yapmışlardır. Evlilklerde her zaman
tarafların doğrudan uzlaşması sözkonusudur.36
İsmailîler
Fatimi İsmaililerin Rey dolaylarındaki
propagandaları daha 3./9. yy. başlarında yaygınlaşmaya başlamıştır. Daylamlı
Asfar ile Gilanlı Mardawic, yeni öğretiyi kabul ettiler, Son Buyidilerin
yönetiminde Fars'taki Daylamitler yedi imam doktrinine bağlandılar ve sondan
bir önceki Buyid Marzuban Abu Kalicar (ölümü 440/1408) vaiz al-Mu'ayyad'ın
sözünden dışarı çıkmaz oldu. Bu vaiz, sonradan Fars'tan sürülmüştür.39 Daylam'ın güçlü durumu ve nüfusunun karşı koymacılığı doğal olarak
Hasan-i Şabah'ın ilgisini çekmiştir. Hasan-i Şabah, ilkin propagandistlerini
Daylam içine göndermiş, daha sonra (483/1090)'da Mehdi adlı bir Alid'in
Melikşah'ın tımarı olarak elinde bulundurduğu bir Alamut kasabasını
almıştır.40 Böylece, sonraki 166 yıl boyunca güçlü Daylam, Selçuk
topraklarının hemen bitişiğinde büyük bir tehlike odağına dönüşmüş ve tüm
sunni dünyası için bir korku unsuru oluşturmuştur. Selçukluların Alamut'u
yoketme çabaları boşa çıktı, ancak, yerleşik nüfusa pek çok zarar verdiler:
Aslantaş'ın (485/1092), Nizam-ül Mülk'ün oğlunun (503/1109) ve Şirgir'in
(511/1117)'den önce yaptıkları seferler, Buyidilerin Daylam'daki en son
kalıntısı Cuvayni'nin raporu III, 239'da veriliyor. Bu, kayınbiraderi olduğu
halde, propagandalardan hoşlanmadığı için İsmaililerin efendisini hançerleyen
Buyid oğullarından Hasan b. Nâmâwar'dır, (561/1166).
Moğollar ve
Sonrası
Haşaşilerin (Alamut, Lamassar, Maymun-diz) kalesinin Hulagu
orduları tarafından 654/1256'da yerle bir edilmesi ve Haşaşilerin son
liderlerinin izleyicilerinin ortadan kaldırılması, Daylam dağlarında bir
fırtına gibi esti. şah-rud, Kazwin'den kolayca koparılabilir duruma geldi.
(706/1307)'de Gilan'ı istila edip Lahican'a ulaşan Olcaytuhan'ın seferlerini
de hesaba katmak gerekir.41
Daha sonraki bir dönemde
Daylam'ın dağlık bölgeleri, Doğu Gilan'ın (Biyapış) Karkiya hanedanınca
yönetilmiştir denebilir. Bunların merkezi Lahican'daydı. Bunlar, giderek,
Alamut İsmaililerinin son çocukları olan Aşkawarlı Hazaraspi prenslerini ve
Daylaman ile Rudhbar'ın Kuşidi Han'ını ortadan kaldıdılar. (819/1416)'da
Lahicanlı Seyid Radi, Daylamitleri Safis-rûd kıyısına davet etti ve bunların
iki ya da üç binini liderleriyle birlikte katletti.42
Daylam tarihindeki en yakın hareket, Ehl-i Hak lideri Seyid
Muhammed'in Kalar-Deşt'te Ekim 1891'deki başkaldırısıdır.43
Daylam anayurdu üzerine tam bir soruşturma yapılmış değildir,
ancak, H. Robino, Le Guilan, 280'de, asıl Daylamitlerin yalnızca (kışın)
Kalavdeh ve Cawsal, (yazın) Kalac'khani'de bulunduklarını söylemektedir.
Daylaman sakinleri (Lahican'ın güney batısı) topraklarını satmış, şimdi
Berfcan'da yaşamlarını sürdürmektedirler. (Hudud'da, Befcan, Daylam ovalarında
bir kanton olarak verilmektedir.)
KAYNAKLAR
1)
Kârnâmak'i Artakşir, çeviri Nöldeke, 47
2) Marquart, İranşar, 126
3)
Procopius, De bello persico I, 14
4) Procopius, De bello gothico, IV, 14.
basım, Dindorff, s. 529-30
5) Agathias, III, 17
6) The ophylactus
Simocatta, 1V, 3, 1
7) Tabari, I, 265 (ve 22/642)
8) Kasrawi, 4-20
9)
Hubschemann, Ermenice Grammeri, 78
10) Tabari, 176: yakub II, 462
11)
Tabari , III, 188
12) Tabari, III, 1524
13) Cuwayni, III, 271
14) İbn
al-Athir, VII, 303 ve İbn İsfendiyar, Eghbal, 252-4
15) Naşir al-Din,
al-Tha'ir, al-Utrûsh "Sağır" (No: III)
16) Evliya Amuli, Tarikh-i Rûyan
(750/1349). Tahran 77. İbn Vaşil,
al-Tarikh al-Şalihi, Dorn'da, Muhamm. Quellen 2. Gesch, d. Kasp. Meres, IV, 474
17) İbn İsfendiyar,
ed. Eghbal, 281
18) Yakut, III, 149-50, Kasrawi, I, 130-4'te açıklandığı
gibi
19) Fada il al Atrak, Osm'A al Azzawi, Belleten,IV.14-5. 1940
20)
İbn al Athir, alıntı 439/1042)
21) Bkz. Musafirids
22) Minorsky, BSOAS, XV/3.
1953. 514-29
23) Bu dönemle ilgili bilgiyi şu kaynaklardan alıyoruz:
Ma'sudi, Muruc, IX, 4-15; Miskawayh, Eclips'te; İbn İsfendiyar, bsm Eghbal,
224-301, çv. Browne, 162-223; ve Samanid tarihçileri Gardizi, Zayn al-akhbar;
İbn Fadlan'ın Rihlası vs. gibi yan kaynaklardan.
24) Bkz.
Hasanawayhidzer
25) Bowen, JRAS, 1929, 229-45
26) Bkz. Hudud bl XXXII,
24 ve Cuveyni, III, 425 (Kazwini'nin notu)
27) Minorsky, Sarvin arihi,
1958, 23-5
28) Bsm. Minorsky, Kahire 1955, s. 25
29) Bkz. Sawdi-Bulak,
El'
30) Miskawayh, Eclipse, I
31) İbid., s. 282
32) Mukaddesi, 369 ve
op. cit., II, s.162; III, s. 260
33) İbn-al Athir, VIII, 406; Tanukhi,
Nişwar, ç. Marqoliouth, 219; Uygulamanın çağdaş karakteri için bkz. Hilal b.
Muhassin, Edipse, III, 458 altyazı 393
34) A. E. Krimsky, Persky Teatr,
Kiev, 1921 (bkz.)
35) Lages regionum, Patrologia Syriaca, II/I, 1907, bsm
586
36) Mukaddesi, 368-9
37) Bkz. M. Stern, BSOAS, XXIII, 1960,
56-90
38) Baghdadi, Fark, ç. A. Halkin, Tel Aviv 1935, 113; Raşid-el Din,
İsmailiyan, bsm. Danispazhuh, Tahran 1338/1959, 12
39) Sirat el Mu'ayyad
fi'ldin, Kahire 1949, 43-64; Bkz. Farsname 115
40) Curyani III, 174
41)
Tarih-i Olcaytu, Bibl. Ulus. Ek 4197, 42 v
42) Zahir-el Din, Tarikhi Gilan,
bsm Robino, Raşt 1330, 57, 118, 122-6
43) Bkz. Minorsky, Ehli-Hak
Tarikatı Üzerine Notlar, Paris, 1920-1, 51