Makale / Yazı

Etnik Olarak Kürt Dilinin Rolü (ZazaPress)

David N. MacKenzie

Hem Kürtlerin hem de Doğu Anadolu'nun Zaza diye bilinen halkının dilleri İran alt grubunda, giderek büyük Hint-Avrupa dil ailesi içindedir. Bugün yerleşik oldukları yöreye atalarının ne zaman geldiği bilinmemektedir. Ancak bu geliş M.S. ilk bin yıldan sonra değil, mutlaka daha öncedir. Kürtlerin M.Ö. 4. yüzyılda Cizre dağları dolaylarında (Gazirat İbn Umar) yerleşik olan ve Xenophon'un ordularına saldıran Carduchi'ler olduğuna ilişkin inanç tutarlı değildir. Çağdaş söyleyişteki yumuşak benzerliğe karşın Carduchi'deki (-rd-) ile Kurd, o zamanki deyişiyle Kürt (-rt-) veya buna yakın bir söylenişi arasında bir bağlantı olamaz.

Kürt adına ilk değinme olan (Polybius, Livy, Strabo) ve M.Ö.'den başlayarak İran'da Zagros dağları yakınlarında yerleşik paralı savaşçılar olarak adlarından sözedilen Cyrtii'lere bakmak gerekir. Bunları, bir bakıma, Medlere komşu olan ve o zamanlar Kuzey-batı İran'da yaşayan bir kabile olarak düşünebiliriz. Bu karşılaştırmalı filolojinin dile, teorik bir "Eski Kürtçe"ye1 getirdiği yorumla uyumlu görünmektedir.

Ancak Kürtçe hiçbir zaman tekil olmadığı gibi bugün de üç ana gruba ayrılmış durumdadır. Bu diyalektlerin kuzey ve merkez grupları en birleşik görüntü veren ve en önemli olanlarıdır. Türkiye'deki tüm Kürt diyalektleri Kırmanci (Türkçe söylenişte Kürmanci) -bir olasılıkla "Medya Kürtçesi" anlamına gelebilecek bir ad olarak bilinen kuzey grubu içine girmektedir. Bunlar, Irak'ta Büyük Zap suyunun güneyinde konuşulan (konuşanlarca Sorani ya da "Kurdi pati" yani "saf Kürtce" diye nitelendirilen orta Kürdistan diyalektlerinden birçok ses, dilbilgisi ve leksikon (sözcük) özellikleri bakımından farklılık gösterirler.

Bu farklılıklar, Kürtlerin yaşadıkları orta bölgede zamanla şimdi Gorani olarak bilinen diğer bir İran dili konuşanlarını kuşatıp bir ölçüde asimile ettiği varsayımına bağlı olarak daha iyi açıklanabilir. Gorani, bir bakıma Kürtçe denizi diyebileceğimiz orta dağlık alanlarda, adasal olarak bazı yerlerin hala geçerli konuşma dilidir, ve merkezi Kürtçe'nin onu Kürmanci'den ayıran bu özellikleri Gorani etkisinde kalmış olmasıyla açıklanabilir. Bir olasılıkla bu varsayım, genelikle misken olarak bilinen ve kabile olmayan serf-türü orta Kürdistan köylüsünün kabile kürtlerce de Goran olarak bilenen bazı kesimlerde olmaları gerçeğinden destek almaktadır. Oysa ki bu ad birçok değişik biçimde geçmektedir.2

Goran dili Zazaca'yla en yakın ilişkili olanıdır. Bu ad aslında bir yakıştırmadır, ve konuşmalarındaki z sesinin çokluğuna bağlı olarak Kürt komşularınca kendilerine takılmıştır. Onlar kendileri ve dilleri için Dımli adını kullanırlar. Yeterince açıklandığı gibi3 Dımli, Daylami'den, yani Hazar Denizi'nin Güney-batısının üst kesimlerindeki Gilan'nın Daylam yöresinden gelmektedir. Bu giderek, Zazaları köken olarak gene aynı bölgeden gelen Goran'a bağlıyor.4

Zaza-Dımli'lerin Hazar'dan gelerek o sıralar Kürtlerin yerleşik olduğu bölgenin batısına yani şimdi yerleşik oldukları bölgeye risksiz geçmiş olamaları olasılığı zayıƒ olduğuna göre başka bir varsayımı ele almak gerekmektedir. Bu, Zazaların bugün Kürdistan'ın kalbi olarak kabul edilen yerde, yani Van gölünün güney ve batısındaki topraklarda yaşadıkları ve kendilerinin ilerleyen Kürtlerce batıya ilerlemeye zorlandıkları varsayımıdır. Yerli Goran nüfusunun büyük ölçüde serfleştirilidiği Merkezi Kürdistan gözden geçirildiğinde Kürtlerin yerleşik Zazaları tümüyle yerlerinden sürmedikleri görülmektedir. Her ne kadar güçler dengesi bölgedeki diğer halklar, özellikle Hıristiyan Ermeniler ve Asurların varlığına bağlı olarak karmaşık olagelmişse de, Kürdistan'ın Türkiye parçasındaki kabile olmayan köylülüğün büyük bir kısmının Dımli konuşan Kürt-öncesi bir İran nüfusundan gelmiş olması olasılık olmaktan ötedir (=artık kesin olarak bilnen bir gerçektir, çn.). (Türk boylarının daha sonraki yerinden etmeleri bunu değiştirmek için hiçbir şey yapmayacaktır). Zaten durum böyle olsaydı, boyun eğmiş bu halk, üzerinde belirgin bir etki yapmadığı Kürmanci lehine kendi dilini terketmiş olacaktı.

Kaynakça:

Christensen, A.: Les dialectes d'Awroman et de Pawä, Copenhagen 1921.
Edmonds, C. J.: Kurds, Turks and Arabs, London 1957.
MacKenzie, D. N.: "The Origins of Kurdish", Transactions of the Philological Society, 68-86, 1961.
Minorsky, V.: "The Guran", BSOAS XI, 1: 75-103, (Universty of London), 1943.

1) V. MacKenzie, 1961. Orada bir belirlemein (s.74) "Medyana yorumlanabilecek bir özellik, yani hw'nin f'ye dönüşümü..." o günden bu yana yanıltıcı olduğu kanitlanmıştır. Oysa, özellikle Medyan'dan bilnen (ne yazık ki çok az biliniyor) şeylerle uyumlu olan hiçbir özelliği yok Kürtçe'nin, fakat onu oradan ayıran bazı şeylere bakarak Kürtçe'nin doğrudan Medyan'dan geldiğine ilişkin varsayımın hiçbir geçerli nedeni yoktur.
2) Edmonts, 1957: 12-42. V. Minorsky, 1943, 77 ff.
3) A. Christensen, 1921: 8, quoting F. C. Andreas.
4) V. Minorsky, 1943: 86.

Seite drucken