Makale / Yazı

KIRMANC, ZAZA KAVRAMLARINA YÜKLENEN ANLAM
VE YARATILAN KARGAŞA ÜZERİNE  

U. Pulur

İch spreche deutsch

I speak German

Je parle allemand

Parlo tedesco

  Okuyucu sanırım yukarıdaki cümlelerin ayrı dillerdeki «Ben Almanca konuşuyorum» cümlesinin karşılığı olduğunu fark etmiştir. Ya da Almanca kelimesinin farklı dillerde, farklı kavramlarla karşılık bulduğunu anlamıştır.

  Son dönem Kırmanc ve Zaza kelimelerinin gündemimizi bıktırıcı bir biçimde işgal ettiğini düşünüyorum. Kimileri, bilinçli ya da bilinçsizce bu kelimelerle oynayarak, her iki kelimenin de içini boş yere boşaltmaktadır. Kırmanc ve Zaza kelimeleri adeta biribirini inkar ediyormuş gibi tartışılıyor, birbirlerinden farklı anlamlara geldiği iddiası etrafında fırtınalar koparılıyor. Sorun anlama ve tartışma boyutunu da aşarak biribirini inkar düzeyine bile vardı.

  Bu kısır döngü ve dar tartışma ortamından ne «Kırmanc»ların ne de «Zaza»ların kazanacağı bir şey yok. Bu yöndeki tartışmalarda boşuboşuna ve çocukça oyalanma oyununu oynadığımızı, tartışma formunu gereksiz yere yazılarla doldurduğumuzu düşünüyorum. Tartışmalar oldukça basit, kısır ve verimsiz bir düzeyde.

  Oysa Kırmanc-Zazaların bu kısır döngüyü aşmaları gerekir. Yıllardır bu tartışmalar yapılıyor. Fakat kimileri, anlaşılan anlamak istemiyor. 10-15 yıl önce tartışılan ve önemli ölçüde de halledilen bir sorunu tekrar gündeme getirmek Kırmanc-Zazalar için bir talihsizliktir.

Sorun öylesine yoğun bir biçimde gündeme geliyor ki, haberi olmayan biri okuduğunda sanır ki, bunlar her şeyleri elde etmiş, sıra kuracakları devlete verilecek ad da düğümlenmektedir.

Zamanımıza yazık ediyoruz. Forumun içeriğine gereken hassasiyeti gösteremiyoruz. Ve korkuyorum ki, boş yere tartışıyoruz, çünkü biribirimizi anlamak diye bir derdimiz yok!

  Adeta bayrak elde ve habire yükselterek tartışmalara katılan «Zaza» kesimden tartışmaya girenleri anlamak mümkün değil. Dersimlilerin kendilerine «Kırmanc» demediklerini iddia eder derecede inkarcı davranıyorlar. Yok efendim her Dersimli kendisine «Zazayım» diyormuş! «Kırmanc» Kürtçe oluyormuş !Arkadaşların bu tutumuna bakarsak, amaçları üzüm yemek değildir. Keza Dersimlilerin kendi dillerinde kendilerini adlandırırken kullandıkları «Kırmanc» sözcüğünden hareketle, Dersimlilerin «Zaza» olmadıklarını iddia eden arkadaşların da, işi yokuşa sürmekten başka bir şey yapmadıklarını düşünüyorum.

  Nedir durum, soruna nasıl yaklaşmalıyız?

Aslında bu sorun yıllar önce tartışıldı ve belli bir mutabakat da sağlandı. Tekrar olacak ama sorunu tekrar da olsa irdelemekte fayda var. Bir Dersimli olarak aşağıdaki satırları yazdığımı belirtmekte yarar var.

  Dersimliler kendi dilinde kendisini «Ez Kırmanco, ez nê khuro, n [HS1]  ê ke Tırko» diye tarif ederler. Burada Türk ve Kürt olmadığını açıkça ifade eden Dersimli, Türkçe konuştuğunda ise bir bilinç eksikliği yada bilinç yanılsaması içine giriyor ve  «Ben Kürdüm ya da ben Türküm» diyebiliyor. Oysa bu belirleme kendi dilindeki belirlemenin tamamen tersidir, inkarıdır. Burada bilinç çarpıklığı söz konusudur. Yaşanan anın baskısi yada etkileşimi söz konusudur. Hayatımızda bu tip bilinç çarpıklığını çok kez yaşıyoruz. Örneğin, bir Fransız yada Almanın «Türk müsünüz?» sorusuna, Türkiyeli olmaktan hareketle çoğu kez «Evet» cevabını veriyoruz. Oysa bu kısa cevap yanlıştır. Ama yine de yanlış bir cevapla. karşılık verebiliyoruz.

  Dersim, Zaza forumlarındaki yazılarda, zıt gibi görünen, zıt uçlardalarmış gibi davranan her iki kesimin de aynı şeyleri söylediğini belirtmek gerekir. Biri «kel Hasan», diğeri «Hasan kel» diyerek sunni ayrılıklar yaratıyorlar. Oysa «Kırmanc» kelimesi yerel dilde yani Kırmancki de Dersim halkının kendisini ifade etme biçimidir. «Ez Kırmanco» cümlesinin Türkçe’ye çevirisi şöyledir. «Ben Zazayım». Bu söylem tarzı, Alevi-Sunni çatışmasının yarattığı olumsuzluk ortamında zor da olsa, «Ben Kırmancım» diye Türkçe’ye tercüme edilemez. Çünkü «Kırmanc» kelimesi Türkçe’de yoktur ve Türkçe karşılığı «Zaza»dır. Türkçe’de olmayan bir kelimeyi, «bunu da biz Türkçe’ye sokalım» deme cüretkarlığını kimse de gösteremez. Dersimliler sevmiyor diye, Türkçe’yi değiştirme çabasına kimse giremez.

  Aynı şekilde Dersimlilere kendi dillerinde «Ez Zazao» demesini kimse beklemesin. Zaza ve Kırmanc kelimelerinin dillere yerleşmesinin arka tarihsel boyutu vardır. Bu uzun ve derinlikli bir araştırmanın konusudur. Fakat Dersimlilere Türkçe konuştuklarında «Ben Zazayım ya da ben Zazaca konuşuyorum» demelerini istemek için nedenlerimiz var diye düşünüyorum.

 

Türkler kızıyor diye, İngilizler hindi kelimesini «turkey» olarak yazmaktan vaz geçemezler. Almanlar bize ‘Herr’ kelimesiylen hitap ederken, onları, bize ‘eşek’ dedi diye pataklamak mı gerekir? Ne yapalım here ma, almanan de biyo beyefendi.

  Gerçekten ne söylediğimizi bilerek, düşünerek yazalım ve tartışalım. Almanların ‘Deutsch’ ulus ismi, İngilizce’de ‘german’, Fransızca’da ‘alleman’, İtalyanca’da ise ‘tedesco’ dur. Biribiri ile alakalı olmayan dört ayrı ad. Bir Alman, İngilizce’de kendisini ifade ederken her halde «I am Deutsch“, Fransızca’da,  „Je suis deutsch“, İtalyanca’da «Sono deutsch»

diyecek bir komikliği gösteremez. Oysa o, bu dillerdeki „Deutsch“ kelimesinin karşılığını kullanmak zorundadır. Ich bin deutsche, I am German (ing), Je suis allemand (fr), Sono tedesco (ital) cümlelerindeki anlam ifadesi bir ve aynıdır.Burada farklı kelimelerden dolayı farklı bir anlam ya da içerik söz konusu değildir.

  Kırmanc, Zaza kavramlarına da böyle yaklaşmak gerekir. Dersim’de Kırmancki konuşulurken, Kırmanc kelimesinin kullanılması; Türkçe konuşulurken de Zaza kelimesinin kullanılması bir farklılık yaratmıyor.

  Tartışmalarda kullanılan ifadeler, takınılan anlayış aslında demokrasi anlayışımız ile ilintilidir. Sanki Zazalar iktidara geldiklerindeKırmanckelimesiniKırmanc“lar iseZazakelimesini sözlüklerden çıkaracak gibi bir tavır söz konusudur. Doğru olan, var olan gerçeği kabullenmekdir. Zorlamalara gitmekten kaçınmaktır. Bütün bu kavramların bize ait olduğunu, bizi ifade ettiğini kabul etmek gerekir.

  Süryani, Asuri, Keldani örneğinde de görüldüğü gibi, bir halkın değişik adlarla ifade edilmesi gayet doğaldır. Kırmanc-Zaza-Dımıli kavramları da aynı halkı ya da aynı etnik kimliği ifade ediyor. İsteyen bu kavramlardan herhangi birini kullanabilir. En azından içinde bulunduğumuz bu anda, bu gereklidir. Bu konuda bir kimsenin, başkasına dayatmalarda bulunması bize yapılacak en büyük kötülüğü yapmış kabul etmek gerekir. Bu bizi biribirimize yakınlaştırmadığı gibi, gereksiz ayrılıklara da neden olur. Tarihin akışı içinde bu kavramlardan biri mutlaka öne çıkacaktır. Bunu kendileğenci bir sürece yani tarihsel sürece bırakmak daha doğru geliyor bana.

  Kırmanc-Zaza kavramları etrafında yürütülen kör kargaşadan, kimlerin yararlandıklarını ya da yararlanabileceklerini düşünmek durumundayız. Bindiğimiz dalı kırdığımızı, görmeyecek kadar kör müyüz? Yapılacak onca gerekli varken, kendimizi böylesi bir tartışma içine hapsetmemiz kime, ne yarar getirir? Kendi kendimizlen boğuşacağımıza, kendimizi kurtarmaya, dilimizi, kültürümüzü yaşatmanın çare ve yollarını aramaya neden koyulmuyoruz?.. 13.07.2005

 

Sayfayı baskıya gönder