Masal

Güvercin, Yılan ve Sarmaşık

 

       Güvercinin biri, günün birinde, bir ağacın başına konmuş ve var gücüyle, yüksek yüksek ötmeye başlamış. Sesinin güzelliğine kendini kaptırmış; düşmanlarına inat, öttükçe ötmüş.

       O sırada ağacın altında kara bir yılan yatıyormuş. Yılanın sezgi gücü kendisine,  kendilerine uzaktan bir avcının yaklaştığını hissettirmiş. Ama ağaca çıkıp zavallı güvercini ikaz etme kuvvetini de kendisinde bulamamış. Dönüp, ağacın gövdesine sıkı sıkıya sarılmış sarmaşığa seslenmiş: "Sarmaşık kardeş, şu güvercine haber ver! Ne olur, kessin sesini! Civarımızda düşman avcılar dolaşıyor!" demiş. Sarmaşık yılanın söylediğine aldırmamış ve "bana ne!" deyip kestirmiş.

       Güvercin bütün bunlardan habersiz, ötmesine devam etmiş. Çoştukça coşuyor, sesini de gittikçe yükseltiyormuş. Zavallı güvercinin o gün ötmesi tutmuş. Sanki eceline susamış. Durmak nedir bilmeden, ötmesine devam ediyormuş!

       Yılan bir vakit sonra, gerçekten de kendilerine doğru eli silahlı, bir avcının yaklaştığını duymuş ve görmüş. Tekrar sarmaşığa dönerek yalvarmış: "Ne olur şu akılsız güvercine haber ver, kessin sesini. Avcının biri bize doğru geliyor. Sonra kendi sesinin kurbanı olabilir!" demiş. Sarmaşık ise, "amaaan, bana ne güvercinden. Bana ne avcıdan. Ne halleri varsa görsünler!" demiş ve güvercine haber vermemiş!.

       Avcı giderek yaklaşıyormuş. Güvercin kendisini, sesinin güzelliğine kaptırmış habire ötüyormuş! Yılan son bir umutla sarmaşığa dönüp, "Ne olur sarmaşık kardeş. Durma, acele et. Şu güvercine haber ver. Az sonra avcı burada olur. Söyle kendisine hemen buradan uzaklaşsın!" diye yalvarmış. Fakat sarmaşık yine yılanın dediklerini umursamamış:  "Bana ne, diyorum, anlamıyormusun? Rahat bırak beni! Çok istiyorsan kendin haber ver. Kes sesini. Artık sesini duymak istemiyorum“ diyerek sert bir yanıt vermiş!

       Yılan artık umudunu iyice kesmiş. Tamamen yakına gelen avcı ise, silahını doğrultup tetiğe basmış. Ve olanlar olmuş! Güvercin süzüle süzüle yere yığılmış!.. Avcı yaklaşıp otlar arasında güvercini bulmaya çalışırken, bu kez de ağacın kovuğunda kendisini gizlemeye çalışan kara yılanı görmüş. "Şans buna derler işte! Bir taşla iki kuş vurmak buna derler" deyip silahının saçmalarını, bu defa da yılanın üzerine boşaltı vermiş. Zavallı, iyi niyetli yılan da orada ölmüş!

       Avcı, "bu akşam ziyafetimiz zengin olur!" deyip sevinçle güvercini alıp sırtındaki torbaya koymuş. Yılanı ise boynuna sarıp, omuzlarının üzerine atmak istemiş. Fakat yılan bir önden, bir arkadan kayıp, omuzlarından aşağı düşüyormuş. Avcı ne yapmış, ne etmişse de bir türlü yılanı götürmeyi becerememiş.

       Yılanın ağırlığı ve kayganlığı karşısında avcı ne yapacağını düşünürken, gözleri ağaca sarılı sarmaşığa değmiş. "İşte bu işime yarar" deyip, cebinden çıkardığı bıçak ile sarmaşığı bir güzel kesmiş. Yılanı, sarmaşık ile iyice bağladıktan sonra eline alıp, büyük bir sevinçle evinin yolunu tutmuş...

            Böylece, güvercin dikkatsizliğinin kurbanı olurken, sarmaşık da kayıtsızlığının bedelini ölümü ile ödemiş!

 

            Bu masal, "bana ne deyip" olaylara vurdum duymazlık gösterenlere; "bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın" deyip çevresine kayıtsız kalanlara umarız büyük bir ders olur...

 

 

Seite drucken