ÖLÜMLERE DAİR

 

Günler ölüm haberleriyle dolu.

Vurulan gencecik bedenler

Kurşun ve şarapnel izleriyle

Kan-revan içinde...

Ölüler teşhir ediliyor sıra sıra,

Tanıyan var mı diye...

Kim bu teröristler denip

Kimlikleri araştırılıyor.

Yetmiyormuş gibi

Kan kokusu, yürek acısı.

Yerinden irkitiyor insanları

Kumandanın narası...

 

Ölüm ucuz, ölüm bedava

Koşuyorlar ölüme insanlar

Açlıktan çıkamışcasına adeta.

Ölümler reklam ediliyor

Vatansever, yurtsever şehit, gazi,

Beğen ölümlerden ölümü dercesine!

Kimileri için ölüm ticari pazar,

Kimileri için taraftar bulma aracı

Kimileri için bir kahramanlıktır ölüm!

“Genç öl ki, cenazen yakışıklı olsun” diyerek

Gençleri baştan çıkaran,

Ve oynaşıp, göz kırpan bir sevgili oldu ölüm!

 

Ölüm,

Bakarsın bir gül bahçesinde

Sularken güllerini umutla,

Bazen coşkun bir pınar başında

Avuç avuç içerken suyunu.

Bakarsın bir yolcu otobüsünde

Hasret ve özlem yüklü bir yolculuk sırasında,

Ya da sigaranı tüttürüp oturduğun bir kahvede

Yudum yudum çay içerken sohbet arasında,

Ilık bir akşam saati

Temiz bir ırmak kıyısında

Yürürken el ele sevgilinle hoş bir anda

Gelip bulur oldu seni, acımasızca!..

 

Ölüm,

Adeta davetsiz bir misafir.

Çoluk-çocuk, genç-yaşlı demeden

Habersizce can alan bir Azrail.

Ölüm,

gerdek gecelerinde

Taze ve körpe bedenleri ayıran,

İçeceği kan, yiyeceği can olan

İnsan kılığında vahşi bir canavar.

 

Ölüm,

Her mahallede, her sokakta,

Her iş yerinde, her okulda,

Her dernek ve cemiyette,

Ölüm, bir alışveriş merkezinde,

Ölüm, beklenmedik bir anda evine giren

Serseri, serseri dolaşan bir hırsız misali

Dönüp dolaşır oldu ortalıkta.

 

Kafesteki kuşlarına yem veren

Tatlı bir oğlan ya da kız çocuğu,

Çocuklarına hediye almaya gelip

Mağazada dolaşan bir anne,

Sevgilisine nişan yüzüğü almak için

Kalbi çarpan taze bir can

Kör kurşunlara, patlayan bombalara

Hedef oldular, beklemedikleri bir anda!

 

Ölüm,

Bazen evlerinde soba başlarında

Bir gece vakti, dost sohbetlerinde,

Ağlayan bebeklerin emzirildiği bir anda

Evleri başlarına yıkılarak insanların

Girer oldu evlere, gizli ve sessizce ...

 

Vur, öldür ve öl!

Yaşamak dendi adına.

Ülken için, bayrağın için öl!

Ulusun için, dinin için öl!

Dinsizlere karşı, Tanrı hakkı için,

Devrim için, partin için,

Cümle ezilen ve sömürülenler için

Öldür, daha da öldür, daha çok öldür!

 

Alev saçan reklam senaryoları

Ölümü beğenir kıldı bizlere.

Bir bilinmezlik ve nedensizlik uğruna

Ölen öldü. Giden gitti. Kalan kaldı!..

 

Ölüm üretir oldu fabrikaları.

Pazarlamacı köleler emre amade.

Çalışanları bedava, çalıştıranlar mutlu.

Herkes kendi malını pazarlıyor

Gürültü-patırtı içinde...

 

Kuşları öldürülmüş çocuklar,

Kimsesiz kalmış öksüz bebeler,

Yarinden olmuş nazlı gelinler,

Yavruları kaybolmuş anne-babalar

Kimin umurunda!...

 

Fermanlar çıkarılmış, savaşın denmiş.

Liderler, parti yöneticileri aradığını bulmuş.

Ölüm tarlalarında üretim artmış.

Köle pazarında yarışa giren bir yığın insan.

Sür sürebildiğin, götür götürebildiğin yere.

İnançlarının esiri, ideolojik kumanda altında

İnsana düşman, insanca olana düşman,

Terör canavarı kol geziyor ortalıkta...

geri